28 Ocak 2020 Salı

DEPREM ELAZIĞ MALATYA

Elazığ ve Malatyada yaşadığımız Deprem felaketi hepimizi çok üzdü...
Ülke olarak birlik ve beraberliğimizi tekrar gösterdik...
Öncelikle deprem bölgesinde yaşayan vatandaşlarımız olmak üzere tüm ülkemize GEÇMİŞ OLSUN...
Depremden sonraki şu son iki günlük süreçte salakça ve gerizekalı paylaşımlar, provakatif söylemlerde oldu... Bunları kesinlikle dikkate almıyor ve kabul etmiyorum...
Yok Elazığ Kürtmüş, yok Malatyanın deprem olan bölgesi Kürtmüş, yok Aleviymiş, sünniymiş vb etnik ve mezhepsel ayrım kokan, yapılan yanlışları meşrulaştırmaya çalışan her türlü paylaşımı LANETLİYORUM...
Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Ermeni ve Rum gibi etnik bir köken veya Sünni, Alevi, Caferi, Şii, Yezidi, Süryani, Ortodoks, Katolik, Protestan veya Yahudi gibi inançsal bir kökenene sahip olmak ne senin, nede benim seçimim değil...
Hatta olduğuna inandığın, kabullendiğin her türlü kimliğin beş kuşak öncesine ulaşsan şimdi bildiğin herşeyden farklı olabilirsin...
Dolayısıyla ülkemiz hem etnik, hemde inanç olarak bir MOZAİKTİR...
Ve her bir zerresi şehit kanlarıyla sulanmış 783.562 km2 yüzölçümlü kutsal topraklarda, kırmızı zemin üzerine beyaz ay-yıldızlı bayrak altında yaşayan herkesin üst kimliği TÜRKTÜR...

10 Aralık 2019 Salı

HEP BERABER KAFA YORALIM

Hz. Ömer bazı ayetleri “o günün şartları için geçerliydi” diyerek uygulamaktan imtina etmiş...
O günün şartları dediği zamandan kastı ne peki?
Yaklaşık 10 yıl öncesi... Yani Hz. Muhammedin yaşadığı dönem...
Düşünün 10 yıllık bir dönemde dahi yeniden yorumlamalar yapılabiliyorsa, bence günümüz koşullarında da kanaat önderleri tarafından yeniden yorumlamalar yapılmalıdır...
Ama kanaat önderi dediğim de “yolsuzluk hırsızlık değildir” diyenler veya skandal fetvalara imza atan Diyanet İşleri Başkanlığı değildir...
Dünyanın en iyi üniversiteleri sıralamasında Müslüman ülke üniversitesi ilk 500 de bile neredeyse yok...
Yolsuzluk endeksi sıralamasında, yolsuzluğun en az olduğundan başlayarak yapılan sıralamada ilk 50 de müslüman ülkeye rastlamak neden zor?
İslamiyet kriterlerinde yaşamı gerçekleştiren ülkelerde en öndeki müslüman ülke 70. Küsur sıralarda düşünün artık...
Yeni bir teknolojik icat yapan müslüman ülke yok... Sağlıkta, bilimde, eğitimde yokuz...
Gündemimiz, Taliban, El Kaide, Işid, Müslüman Kardeşler, Hamas vb. yani tüm dünyada terörizm ile eşleşmiş bir müslüman imajı...
Şii, Alevi, Sünni, vb. ciddi ciddi ayrışmış durumdayız... Hz. Peygamber zamanında bunların hiçbirisi yoktu...Tarikat diye bir kavram hiç yoktu...
İnandığımız ALLAH bir, Kitabımız Kuran-ı Kerim, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa s.a.v. Ve kıblemiz Kabe...
Eeeee neyi paylaşamıyoruz? Neyin kavgasını veriyoruz biz? Neden aklımızı kullanmıyoruz? Neden kafamız sadece belden aşağı konulara takılı?Kim kime caiz noktasından ve orucu ne bozar takıntısından neden kurtulamıyoruz? Kul hakkı yemekten neden korkmuyoruz? Ve en önemlisi neden AHLAKIMIZI yitirdik?
Hep beraber buna kafa yoralım arkadaşlar...

BARIŞ PINARI HAREKATI

Barış Pınarı Harekatı başladıktan 2 gün sonra 10 Ekim 2019 tarihinde ki düşüncelerim şöyleydi;

Şu son iki günde neler öğrendik, neyin tekrar farkına vardık?
1- Barış Pınarı Harekatımız tüm gerçekliğiyle ARAPLARIN bize her daim DÜŞMAN olduğu gerçeğini HATIRLATTI...
2- Macaristan gibi bir ülkenin SINIR GÜVENLİĞİMİZİ gerekçe göstererek tüm Avrupa Birliği ülkelerinin ortaklaşa alacağı kararı VETO ETMESİ ise SOY BİRLİĞİMİZİN göstergesiydi...
3- Söz konusu VATANSA gerisi TEFERRUATTIR, bunu tüm ülke olarak gösterdik, göstermeye devam ediyoruz...
4- Ülkemizi bölmek isteyenlerin, Kürt - Türk ayrımı ve düşmanlığı üzerine kurguladıkları senaryoların ve senelerden beri oynadıkları oyunların boşa çıktığını ve Kürt - Türk kardeşliği ve birlikteliğinin ne kadar sağlam olduğunu dosta düşmana gösterdi ... Artık bu saatten sonra o terör örgütüde aynı asala gibi tarihin kara sayfalarında yerini alacaktır...
5- Solcusu sağcısı kim olursa olsun Ay Yıldızlı bayrağın altında tek vücut oldu...
6- Senelerden beri Ergenekon, Balyoz vb operasyonlar ile bitirilmeye ve Fetö gibi içten içe çürütülmeye çalışılan KAHRAMAN ORDUMUZUN hiçte hafife alınmayacağını hem ülke içine hemde tüm dünyaya gösterdi...
Ve artık geldiğimiz nokta ÇANAKKALE RUHUNUN yeniden ortaya çıktığıdır...
🇹🇷🇹🇷🇹🇷 NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE 🇹🇷🇹🇷🇹🇷

GÜZEL AHLAK SAHİBİ OLALIM

İyi olmak her zaman yetmez... Doğru olmakta gerekir...
Ve esas önemli olan da bence güzel ahlak sahibi olmak... Peki güzel ahlaklı olmak için, ne yapılmalı, hem iyi insan olmalı, hem de doğru, karakterli, omurgalı bir insan olunmalıdır...
Peki yanlışa sessiz kalmak, ona göz yummak, güç sahibinden korkmak veya yaşam konforundan, sahip olduklarından vazgeçmemek adına duyarsız kalmak!...
Toplum olarak sanki gün geçtikçe hovarda bir şekilde özbenliğimizden, kültürümüzden, geleneklerimizden, öğretilerimizden, milli ve manevi değerlerimizden uzaklaştığımızı görüyorum...
Ümitvar olmak istiyorum... Demoralize olmak istemiyorum... O yüzden okuyan, araştıran, inceleyen bir toplum olalım istiyorum... Kendimizi geliştirelim arkadaşlar... Tek kaynaktan beslenmeyelim... Araştırıp, okuyalım... Koşulsuz biat etmeyelim...

21 Aralık 2018 Cuma

ALİ KOÇ BAŞKANIMA AÇIK DESTEĞİMDİR

Evet 16.092 kişiden biriyim bende...
Ali KOÇ başkanıma çok inanıyor ve güveniyorum. Kimse başkanımızın FENERBAHÇELİLİĞİNİ sorgulayamaz ve sorgulamayı dahi düşünmemeli...
FENERBAHÇE Başkanı oldu, mali tabloyu gördü ve hemen hiç düşünmeden kulübe 50 milyon dolar bağışladı. Bunu da mali disiplinler çerçevesinde SPK bilgisi dahilinde yaptı.
Baktı ki tablo tahmin edilenden çok daha vahim, vadesi gelmiş olan borçlar için hemen borç yapılandırmasına gidip, sahibi olduğu bankalardan uzun vadeli krediler temin etti.
Gerek ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik ortam, gerekse de futbol takımımızın başarısızlıkları sponsorluk bulmakta zorlanmaya sebep olunca KOÇ Holdingin lokomotif şirket ve markalarını (Avis, Tüpraş, Aygaz, Beko ve Opet) birbiri ardına çok iyi bütçelerle sponsor yaptı.
Tamam futbol takımımız 6 aydır başarısız yönetildi, yanlış kararlar alındı ve bazı yanlış kararlardan da istenilen sürede dönülemedi. Kabul ediyorum. Ancak, fotoğrafta ki yüz ifadesine bakmanızı (Akhisar maçında çekildi) ve yukarıda anlattıklarımı sakin kafayla okumanızı istiyorum.
Ve ben Tevfik ÇELİK olarak diyorum ki;
Ali KOÇ başkanıma HEP DESTEK TAM DESTEK...

SEVR ANTLAŞMASI HAP BİLGİLER

Hep konuşulan SEVR ANTLAŞMASI ile ilgili küçük ama önemli bilgiler vereyim...
1- Sevr, Parisin 3 km batısında yer alan küçük bir yerleşim merkezi. Antlaşmada buradaki Seramik Müzesinde 10 Ağustos 1920 de yapılıyor.
2- Antlaşmayı Osmanlı İmparatorluğu adına Maarif Nazırı Mehmed Hadi Paşa, Şurayı Devlet Başkanı Rıza Tevfik bey ve Bern Büyükelçisi Reşat Halis bey imzalıyor. Bu antlaşmayı imzalayan heyetin başında ise Sadrazam Damat Ferit Paşa var.
Bu heyet, buraya giderken Ankarada bulunan Büyük Millet Meclisi, Ankarada ayrı bir hükümet kurulduğunu ve İstanbul hükümetinin atacağı imzaları ve alacağı kararları tanımayacağını açıklamıştır.
3- 433 madde olan bu antlaşmanın en önemli özelliği Osmanlı topraklarının paylaşılması ve ordu ile donanmanın tasfiyesidir.
4- Sevr Antlaşmasının kabul edilmesi için önce Meclisi Mebusanın onayı ve ardından da padişahın onayı gerekmekteydi. Ancak Meclisi Mebusan kapatıldığı için, ne meclis tarafından nede Padişah tarafından bu antlaşma resmi olarak onaylanmamıştır.
5- Bu sırada Ankaradaki Büyük Millet Meclisi, antlaşmayı kınayan ve imzalayanları VATAN HAİNİ ilan eden çok ağır bir bildiri yayınlamıştır.
6- Meclis ve padişah onayı olmayan bu antlaşma aslında yürürlüğe girmemiştir. Ancak savaş galibi devletler, fiilen işgale başlamışlardır.
7- Sevr Antlaşmasından önce Osmanlının elinden çıkan topraklar Arap Ülkeleri, Musul, Kerkük, Ege Adaları ve Kıbrısın, bu antlaşmayla Osmanlının olmadığı bir kez daha tescil edilmiştir.
Sevr böyle, bir ara Lozanıda özet geçerim.... Bütün dostlara selam...

7 Mart 2018 Çarşamba

ZEYTİNSİZ ASLA

Balıkesir Edremit arasında, Havran yokuşunu geçince şimdilerde göremediğim, ama çok hoşuma giden bir yol tabelası vardı. Tabelada şu yazardı,
"ZEYTİN DALI BARIŞIN SİMGESİ,
ZEYTİN YAĞI SAĞLIĞIN REÇETESİ"...

Bakın ZEYTİN çok önemli ve çok kıymetli bir ürün...

Balıkesirliyim ve ZEYTİN DİYARINDA yaşıyorum diye söylemiyorum. Ancak, ülkemizde yeterince değerinin anlaşılmadığı bir çoğumuzun malumu...

Dünyada, 900 milyon küsur Zeytin ağacı var. Bunun 167 milyon küsuru Türkiyede... Bu çok önemli bir rakam...
Hadi lider ülkeler İspanya, İtalya ve Yunanistanı saymayalım, ama iç savaş öncesi Suriyeyi düşünürsek, ki yüzölçümü bizim ülkemizin altıda biri, o bile bizden fazla zeytin yağı üretiyor ve satıyordu...

Yüzlerce yıldır, ZEYTİN üretilen bu topraklarda, sofralık zeytinimiz ve ihracatımızla kendi kendimize övünüyoruz, ama (yukarıdaki ülkeleri söylemeyeceğim bile) Mısır bizi geçmiş, zeytincilik sektörüne yeni giren Arjantin bizi geçmek üzere...

Arkadaşlar, bir yerde hata var... Bunu hep beraber bulup düzeltmeliyiz...

Öncelikle tükettiğimiz yağlara bakmalıyız... Sağlık açısından zararları defalarca ispatlanmış, Margarin tüketimimizi SIFIRA indirip, ZEYTİNYAĞI tüketmeliyiz...
Zeytin üretim alanlarımızı ÇOĞALTMALIYIZ...
Zeytin üreticisine teşvikler getirmeliyiz...
Zeytinliklerin maden ve turizm adı altında talan edilmesine duyarsız kalmamalıyız...

Bunlar bizim İNSANLIK GÖREVLERİMİZDİR...