7 Mart 2018 Çarşamba

ZEYTİNSİZ ASLA

Balıkesir Edremit arasında, Havran yokuşunu geçince şimdilerde göremediğim, ama çok hoşuma giden bir yol tabelası vardı. Tabelada şu yazardı,
"ZEYTİN DALI BARIŞIN SİMGESİ,
ZEYTİN YAĞI SAĞLIĞIN REÇETESİ"...

Bakın ZEYTİN çok önemli ve çok kıymetli bir ürün...

Balıkesirliyim ve ZEYTİN DİYARINDA yaşıyorum diye söylemiyorum. Ancak, ülkemizde yeterince değerinin anlaşılmadığı bir çoğumuzun malumu...

Dünyada, 900 milyon küsur Zeytin ağacı var. Bunun 167 milyon küsuru Türkiyede... Bu çok önemli bir rakam...
Hadi lider ülkeler İspanya, İtalya ve Yunanistanı saymayalım, ama iç savaş öncesi Suriyeyi düşünürsek, ki yüzölçümü bizim ülkemizin altıda biri, o bile bizden fazla zeytin yağı üretiyor ve satıyordu...

Yüzlerce yıldır, ZEYTİN üretilen bu topraklarda, sofralık zeytinimiz ve ihracatımızla kendi kendimize övünüyoruz, ama (yukarıdaki ülkeleri söylemeyeceğim bile) Mısır bizi geçmiş, zeytincilik sektörüne yeni giren Arjantin bizi geçmek üzere...

Arkadaşlar, bir yerde hata var... Bunu hep beraber bulup düzeltmeliyiz...

Öncelikle tükettiğimiz yağlara bakmalıyız... Sağlık açısından zararları defalarca ispatlanmış, Margarin tüketimimizi SIFIRA indirip, ZEYTİNYAĞI tüketmeliyiz...
Zeytin üretim alanlarımızı ÇOĞALTMALIYIZ...
Zeytin üreticisine teşvikler getirmeliyiz...
Zeytinliklerin maden ve turizm adı altında talan edilmesine duyarsız kalmamalıyız...

Bunlar bizim İNSANLIK GÖREVLERİMİZDİR...

14 Şubat 2018 Çarşamba

RIZA SARRAF OLAYI

Şu Rıza Sarraf mıdır? Reza Sarrab mıdır? Her ne ise, bu olayı salt Akp yandaşı veya salt Akp muhalifi olarak değerlendirmek bence çok yanlış olur...
1- Öncelik her zaman ülke menfaati yani TÜRKİYEMİZİN çıkarı olmalıdır...
2- İran’a uygulanan ambargo kimin yararınadır? Bizim yani TÜRKİYENİN yararına olmadığı kesin... Geçmiş zamanda silah ambargosunu delen Amerikanın kendisiydi... Eee? Onlar ambargoyu delerken iyide biz doğalgaz ve petrol yüzünden ambargoyu delince mi kötü?
3- Rıza Sarraf olayında ki ambargo delinme yönetimini ülkemiz için uygun ve doğru buluyorum... Ama içindeki rüşvet çarkı ve işleyişini yanlış buluyorum... Buradan nemalananlar cezası neyse ülkemizde çekmeli... Ve ülke mahremiyetine daha fazla zarar gelmeden bu kişiler yargı önüne çıkarılıp cezaları ne ise çekmelidir...
4- Bu Rıza Sarraf olayı ile ülkemiz içinde bir karışıklık ve devamında da bir iç savaş hedeflendiğini düşünüyorum ve buna imkan verilmemeli diyorum... Uyanık olmalıyız, hemde çok uyanık olmalıyız... Çünkü başka TÜRKİYE yok...
5- Konu hükümet ve Akp li eski bakanlar dar çerçevesinden çıkmıştır... Konu devlet meselesine dönüşmüştür... Amerika İrana uygulanan ambargo hikayesi ile bölgemizde planladığı değişim sürecinde ülkemiz üzerindeki senaryosunu bu minvalde uygulamaya başlamıştır... Buna müsade etmemeliyiz...
BİRİNCİ VAZİFEMİZ TÜRK İSTİKLALİNİ VE TÜRK CUMHURİYETİNİ İLELEBET MUHAFAZA VE MÜDAFA ETMEKTİR...

ZİYA GÖKALP'İ TANIYALIM MI?

“Minareler süngümüz, kubbeler miğferimiz, camiler kışlamız” dizelerinin sahibi Ziya Gökalpdir...
Ziya Gökalp, Diyarbakırlıdır. Ve Türk Milyetçisidir, Türk Milliyetçiliğinin fikir babasıdır...
Ziya Gökalp, Ermeni Soykırımı suçlamaları nedeniyle Padişah Vahdettin tarafından önce Mondros, sonra Maltaya sürgüne gönderilir ve 19 ay sekiz gün hapis yatar...
Ziya Gökalpi, Ermeni Soykırımı suçlamalarına karşılık savunan kişi ise, Barsamyan Efendi ismindeki Ermeni bir avukattır...
İttihat Terakki ileri gelenlerinden Talat Paşa sadrazamlığı döneminde işgal güçlerinin yönetime el koyacağını görüp, Ziya Gökalpe yurtdışına kaçma teklifinde bulunur. Ziya Gökalp ise “Ülkemde işlenmiş bir suçum yoktur, bu sebeple kesinlikle kaçmayacağım, ölürsem bu topraklarda ölürüm” cevabını verir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bedenimin babası Ali Rıza Efendi, duygularımın babası Namık Kemal, fikirlerimin babası Ziya Gökalptir demiştir.
Ziya Gökalp, TÜRKÇÜLÜK çalışmalarıyla bildiğimiz bir ilim adamıdır. Ancak, din ile devlet işlerinin ayrılmasını, eğitimin tek bir elde toplanmasını, Türk aile yapısının tek eşli olması gerektiğini ve kadın erkek eşitliğine dayanmasını, Kuranı Kerim, dua, hutbe ve vaazların Türkçe okunması gerektiğini savunan ilk düşünürlerdendir...
Ve yine Ziya Gökalp, daha lisede öğrenciyken “Padişahım çok yaşa” yerine, “Milletim çok yaşa” dediği için hakkında soruşturma açılmıştır...
Hani bazı kazanımlar kolay olmuyor ya, işte bu kazanımlara sahip olmamıza vesile olan kahramanlarıda yeterince tanımalıyız bence...
İşte bu yüzden size beş altı cümlede Ziya Gökalpi özetlemeye çalıştım...

25 Ocak 2018 Perşembe

AFRİN OPERASYONU

Afrin Operasyonu hakkındaki küçük aklım ve sınırlı bilgilerim ile düşüncelerim şunlardır...

1- Operasyonu kesinlikle onaylıyor ve oradaki ordumuz ve askerlerimiz için dua ediyorum.
2- Bu operasyonun Rusya ve Suriye bilgisi dahilinde  yapıldığı kesin.
3- Bu operasyonun sadece Afrinle sınırlı kalmayacağını ve devamının geleceğini düşünüyorum.
4- Operasyon ve devamında mutlaka ama mutlaka Beşar Esad ile birlikte hareket edilip, bölücü unsurların birlikte temizlenmesi gerektiğine inanıyorum.
5- Bundan böylede Suriyenin PKK gibi bir belayı senelerce himayesi altına alıp, başına açtığı işleride gördüğü gerçeğiyle, artık PKK ve onun diğer ülkelerdeki unsurlarınında yok olmasının yakın olduğunu düşünüyorum ve bunun böyle olması için dua ediyorum.
6- Operasyonun başarıya ulaşmasıyla Amerikanın desteği ve kontrolü altındaki bölgelerinde bir değişime gireceğini düşünüyorum.

Çekincelerim ise şunlardır,
1- Suriyeli göçünün artarak devam etmesi.
2- Ordumuzun son yıllarda sürekli uğradığı erozyon neticesi komuta kademesindeki kalitenin sorgulanır boyutlarda olması
3- Mevcut Suriye yönetimi ile sağlanan mutabakatın bozulması.
4- Ortadoğuda güvenilipde beraberce hareket edilecek bir gücün veya devletin olmaması.

6 Ocak 2017 Cuma

21. YÜZYIL ERGENEKON DESTANI

Ergenekon, bir dava değildir...
Ergenekon, Türkün bir var oluş destanıdır...
Ergenekon, Türkün bir kurtuluş destanıdır...
Ergenekon, Göktürklerde nasıl bir destan idiyse, Çanakkale zaferinde de, Türkiye Cumhuriyeti Kurtuluş Savaşında da, aynı şekilde bir bizim değişmez destanımızdır...
Ve ülkemiz üzerinde ısrarlı ve planlı bir şekilde oynanan, Turuncu Devrim, Arap Baharı gibi, halkı kışkırtıp, ayaklandırıp ülkeyi kaosa sürükleyecek her türlü provakatif eylemi yapan HAİNLER ve onların İŞBİRLİKÇİLERİ şunu bilmelidirler ki, burası TÜRKİYE...
İstanbul da POLİSİME, Kayseri de ASKERİME, Reina da Eğlenen SİVİL VATANDAŞIMA, İzmir de ADALETİME, dokunmaya çalışıp, kargaşa ve psikolojik korku ortamı oluşturma çabalarına karşı, bu ülke, TÜRKİYEMİZ, geçmişte Uluabatlı Hasan gibi, Havranlı Seyit Onbaşı gibi, Ömer Halis Demir gibi, Fethi Sekin gibi isimlerini sayamadığım nice isimsiz kahramanların var olduğu ve olmaya devam edeceği gerçeği ile YIKILMADAN, DİMDİK, AYAKTA DURACAKTIR...
Hainin ama ismi, ama etnik kökeni farketmez ister pkk olsun, mezhepsel kökeni nedeniyle ismi işid olsun, hain haindir... Ve bu hainler elbet temizlenecektir...
Şu anda yaşadığımız, tarihe tanıklık ettiğimiz, içinde bulunduğumuz süreç, canını hiçe sayıp, onlarca silahlı milisin arasında, darbecilerin oradaki liderinin beynine kurşun sıkan KAHRAMANLARIMIZIN, darbe yapmak üzere uzun namlulu silahlarıyla saldıran hain kişilere karşı, canı pahasına beylik tabancasıyla karşı koyan , hainlere saldıran ve onları öldüren KAHRAMANLARIMIZIN kanlarıyla yazılan 21. YÜZYIL ERGENEKON DESTANIDIR...

23 Eylül 2016 Cuma

ILIMLI

Ilımlı İslam, Ilımlı Muhalefet, Ilımlı Medya bu nedir arkadaş?
Ortadoğu da, yani içinde bulunduğumuz coğrafya da ABD başta olmak üzere batılı ülkeler tarafından istenen ve rol model ülke olarak ta Türkiye'nin seçildiği ve Arap Baharı fiyaskosuyla uygulanmaya başlanan siyasi facia...
Geldiğimiz nokta da her yer kan gölü. Suriye bir bataklık, Irak resmen ve kağıt üzerinde olmasa bile, Şii Irak, Sünni Irak ve Kürt Bölgesi olarak fiilen bölünmüş durumda, Lübnan istikrarsız, Mısır da iktidarda ki Sisi ile Mursi'nin arkasın da ki Müslüman Kardeşler arasında ki savaş devam ediyor, Libya kaos halinde ve cennet vatan güzel ülkemizde her gün şehitler ve patlayan bombalar.
Artık, hem iktidar hem de muhalefette bulunan siyasilerimizin, oynanan bu ölümcül oyunu çok iyi görüp, çok iyi analiz edip, aynı 15 Temmuz sürecinde olduğu gibi, birlikte hareket etmeleri, iktidarın da dış politika konusunda muhalefeti sürekli bilgilendirip, önemli hususlar da ortak akıl ile hareket edilmesini sağlaması gerekmektedir.
Eğer uyanık olmaz isek, dış politikamızda bu birlikteliği sağlayamaz isek, tek vücut olarak hareket edemez isek, dahili ve harici bedhahların elinde oyuncak olup, biz de başka ülkelere mülteci olmaya çalışanlar kervanına katılırız.

18 Haziran 2014 Çarşamba

BÜYÜRKEN KENETLENİLENİLEBİLİNİR Mİ?


İş dünyasında başarının anahtarı olarak kenetlenmiş ve birbirine inanan, güvenen bir yapının oluşmasını tüm patronlar ve yöneticiler çok derin bir arzuyla isterler. Çünkü bu durum başarının bir nevi anahtarıdır. Peki  kenetlenmenin ve bir olmak neden zordur? Neden mümkün olmaz?

Kenetlenmek ve bir olmak, büyümeyle doğru orantılı olan bir olgu değil maalesef. Büyümenin hızı ve kalitesine, kenetlenme ve bir olma hiç bir zaman yetişemiyor.

Ben dünyada ki başarılı organizasyonları ve kurumları kendimce analiz ediyorum. Sonuçta da doğru veya yanlış şunu gözlemliyorum. Büyüme homojen ve sıkı olan çekirdek yapıyı, çoklukla heterojen ve gevşek olan bir yapı haline dönüştürüyor. Bu durum, devlet içinde, şirket içinde, doğa içindeki herhangi bir yaşayan organizma topluluğu içinde geçerli.

Bu durumun tek istisnası ise tamamen aykırılık sergilememekle beraber, daha az dejenere olması sebebiyle, bence cemaat ve tarikatlardır. Kenetlenmenin başarılı olabilmesi için, manevi ruh birlikteliğinin maddi birlikteliğin önüne geçmesi gerekmektedir, tıpkı tarikat ve cemaatlerde olduğu gibi.

Peki bunu nasıl sağlarız? İşte buna çok kafa yoruyorum ve işin açıkçası, kendi küçük aklımca bir çözüm henüz bulabilmiş değilim.


Ama aklımın bir köşesinde de her zaman, heterojen bir yapı olmasına rağmen, sürekliliği devam etmekle birlikte, her geçen dönem artan bir ivmeyle ilgi duyulan, OLİMPİYATLAR Ve Şampiyonlar Ligi gibi futbol organizasyonları da var ki...Başarıyı hedefleyen şirketlerin bence, bu organizasyonlardan kendilerine çıkaracakları dersler veya alacakları tüyolar olmalı...özellikle kenetlenme ve bir olma duygusunun şirket bünyesine aşılanması hususunda...