3 Nisan 2026 Cuma

Cezasızlık Cesaret Doğurur: Neden Hep Fenerbahçe?

 


Fenerbahçe’ye Yönelik Sistematik Baskı ve Sessiz Kalan Adalet



Hakkari - Yüksekova’da Kadın Futbol Takımımıza ve FBTV ekibimize yönelik gerçekleştirilen alçak saldırı, sadece anlık bir provokasyon değildir. Bu olay, uzun yıllardır biriken ve artık görmezden gelinmesi mümkün olmayan bir tablonun son halkasıdır.


Fenerbahçe Spor Kulübü camiası olarak ne yazık ki bu tür olaylara yabancı değiliz. Ve artık açıkça ifade etmek gerekir ki; bu yaşananlar tesadüf değil, münferit değil, aksine sistematik bir sürecin parçalarıdır.



Hafızamız Taze: Unutmadık



Türk spor tarihine kara bir leke olarak geçen Fenerbahçe takım otobüsüne saldırı hâlâ aydınlatılamadı. İçinde futbolcularımızın, teknik heyetimizin ve kulüp çalışanlarımızın bulunduğu otobüse kurşun sıkıldı. Bu, açıkça bir cana kast girişimiydi.


Aradan geçen yıllara rağmen faillerin bulunamaması, olayın üzerindeki sis perdesinin kaldırılamaması, sadece bir adli eksiklik değil; aynı zamanda camiamızda derin bir güvensizlik duygusu oluşturmuştur.


Benzer şekilde, 2011 yılında yaşanan 3 Temmuz süreci, Fenerbahçe’nin hedef alındığı en büyük kırılmalardan biri olarak hafızalara kazındı. Yıllar süren hukuki süreçler, itibar suikastları ve algı operasyonları… Sonuçta ortaya çıkan tablo, yaşananların ne kadar ağır bir bedel olduğunu gösterdi.


Ve bugün…

Kadın futbol takımımıza yönelik fiziki saldırılar, sporun en temiz alanlarından biri olması gereken sahalarda bile güvenlik sorununun yaşandığını ortaya koyuyor.



Tesadüf Değil, Alışkanlık Haline Geldi



Bugün gelinen noktada iki gerçek net:


Fenerbahçe üzerinden gündem oluşturmak artık bir “kolay yol” olarak görülüyor.

Ve daha tehlikelisi; Fenerbahçe’ye yapılan saldırıların yeterince karşılık bulmaması, bu eylemleri gerçekleştirenlere cesaret veriyor.


Cezasızlık, en büyük teşviktir.

Ve ne yazık ki bu teşvik yıllardır sistematik şekilde üretiliyor.



Güç Var, Etki Yok



Fenerbahçe;

Türkiye’nin en büyük sivil toplum gücüdür.

Cumhuriyet değerlerinin yılmaz savunucusudur.

Atatürk’ün izinden yürüyen bir spor kulübüdür.


Ancak tüm bu güce rağmen, etki alanımızın aynı ölçüde hissedilmediği bir gerçek.


Açık konuşalım:

Fenerbahçe’nin gücü büyük, ama lobisi yeterince güçlü değil.


Bu eksiklik; hak arama süreçlerinde, kamuoyu oluşturma refleksinde ve kriz yönetiminde kendini net bir şekilde göstermektedir.



Artık Tavır Zamanı



Bugün yaşanan olaylar bize şunu söylüyor:

Sessiz kaldıkça sıra yeniden bize geliyor.


Bu yüzden artık:


  • Her saldırının sonuna kadar takipçisi olunmalı,
  • Hukuki süreçler titizlikle ve ısrarla sürdürülmeli,
  • Kamuoyu oluşturma refleksi daha güçlü hale getirilmeli,
  • Camia olarak ortak ve net bir duruş sergilenmelidir.



Bu mesele sadece bir spor kulübünün meselesi değildir.

Bu mesele, adaletin, eşitliğin ve sporun güvenliğinin meselesidir.



Son Söz



Fenerbahçe’ye yapılan her saldırı, aslında Türk sporunun tamamına yapılmaktadır.


Ve unutulmamalıdır ki;

adaletin geciktiği yerde cesaret büyür,

cesaret büyüdükçe de saldırılar artar.


Artık bu döngüyü kırmak zorundayız.


Hiç yorum yok: